ÖZEL EĞİTİM
Özellikle büyük şehirlerde yaşarken, çocuklarımıza yeterince doğa ile baş başa olma imkanı tanımakta zorlanıyoruz ne yazık ki. Bu durumda çocuklarımız bazı uyaranlardan ve onların yarattığı tecrübelerden mahrum kalıyorlar. Biz istiyoruz ki, çocuk yumuşacık toprakla hiç kirlenme kaygısı yaşamadan oyunlar oynasın, toprak zeminde bata çıka dengesini korumaya çalışarak yürüsün, koşsun, büyük küçük taşları kaldırsın, toplasın…Her duyusu oyunların içine katılsın, çocuğa daha zengin bir tecrübe yaşatsın. Şöyle düşünün, televizyonda gördüğünüz bir kek mi aklınızda daha çok kalır, kokusunu tadını duyduğunuz bildiğiniz bir kek mi?
Merhabalar, öncelikle çocuğunuzun konuşma dışında geciktiğini düşündüğünüz başka becerileri var mı? Konuşmasa bile sizin söylediğiniz basit yönergeleri anlayabiliyor mu? Konuşmaya dair herhangi bir çabası var mı? Yoksa kendi içinde huzurla oyunlarını oynar gibi mi görünüyor? Konuşma dışında tercih ettiği iletişim yolları var mı? Bu soruları dürüstlükle cevaplamanız oldukça önemli. Çocuğunuzun iletişime dair herhangi bir isteği olmadığını düşünüyorsanız, hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurun ve çocuğunuzun detaylı bir şekilde gelişimsel değerlendirilmesinin yapılmasını isteyin. Eğer çocuğunuz yönergeleri anlamakta ve iletişim kurmak için çabalamaktaysa, çocuğunuza biraz daha zaman tanıyın. Göz hizasına inerek, basit yönergeler ile konuşun, kısa kelimeleri, sesleri, heceleri tekrarlatmaya çalışın. Çalışmalarınızdan sonuç alamadığınızı düşündüğünüzde mutlaka bir uzmana başvurun.
Çocuğunuzun eğitim ihtiyacına değerlendirme seanslarından sonra karar vermek, çok daha uygun olmaktadır. Bu değerlendirme seansları sonrasında, yapılan görüşmede çocuğunuzun gelişimsel profili sizlere detaylıca anlatılmakta ve desteklenmesi gereken alanlar açıklanmaktadır. Eğitim programları bireysel ihtiyaca yönelik olarak hazırlandığından, haftalık düzenlenmesi gereken seans sayısı, bu ihtiyaçlara göre belirlenmektedir. Örneğin; kimi zaman haftada üç seans görüşmeye başladığımız bir çocuğun, gelişim hızına ve aldığı verime bakarak, bir süre sonra seans sayısı haftada ikiye indirilebilmektedir. Seanslar, yine aynı şekilde çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre hazırlanmakta ve program çocuğun öğrenme hızına göre sürdürülmektedir. Bu sebeple, eğitim süresi belirlemek mümkün olmamaktadır.
Merkez olarak, etik değerler çerçevesinde hizmet etmek istemekteyiz. Zeka testi uygulamalarında ya bir doktor ya da bir okul önerisi olmasını önemsemekte; çocuklara, durduk yere zeka testi yapılmasının anlamlı olmadığını düşünmekteyiz. Örneğin, çocuk akademik anlamda ciddi bir çocuk zorluk yaşıyorsa (okul veya doktor tarafından onaylı) ve çocuğa özel bir program hazırlanması planlanıyorsa, test uygulanması faydalı olacaktır. Tam tersi şekilde, çocuğun sınıf ortamından belirgin derecede üstün olduğu düşünülüyor (okul veya doktor tarafından onaylı) ve farklı bir eğitim programına dahil edilmeye çalışılıyor ise de test uygulanması anlamlı olmaktadır.
Aile görüşmelerinde sıklıkla şunu duyuyorum ebeveynlerden: “Neredeyse oyuncak olmayan bir odada, 3 kübü çocuğun önüne koyup, kule yap dediler. Bizimki de yapamadı.” Evet, küpleri üst üste koymak önemli bir beceri; hem el-göz koordinasyonu açısından, hem de sözel açıdan (yönerge alımına bakmak adına). Ancak gelişimsel değerlendirme sadece bundan ibaret değil! Haklı olarak, bu şekilde yapılan bir gözlemden sonra, ailelerin kafası daha çok karışıyor ve profesyonellere karşı bir güven kaybı yaşanıyor. Kapsamlı gelişimsel değerlendirme, hemen öyle 10 dakikada yapılabilen bir şey değil, önce bunu bilmek gerekiyor. Hem ailenin katkısı ile hem de çocuğun becerilerinin oyun içerisinde gözlenmesine göre doğru sonuçlara varılabiliyor. Dolayısıyla, önce bir aile görüşmesinin olması ve bu sırada ailenin çocuğunu anlatması oldukça önemli. Ailenin gözünde, çocuğun güçlü olan yanları, çocuğun desteklenmesi gereken yanlarını öğrenmek değerlendirmenin oldukça can damarı olarak nitelendirilebilir. Daha sonrasında ise çocuk gözlemi yapılmalıdır. Ailenin verdiği bilgiler ışığında, çocuğun sevdiği etkinliklerin üzerinden gidilmesi, başlangıç aşamasında ilişki kurma adına kolaylaştırıcı olacaktır. Çocuk gözlemi sırasında çocuğun gelişimsel açıdan becerilerinin değerlendirileceği gibi, davranışsal ve iletişimsel alanda da değerlendirilmesi gerekmektedir. Yine küp örneğini kullanalım; çocuğumuz 3 kübü üst üste koyup kule yapmış olabilir. Ama bunu yaparken, karşısındakine baktı mı? Gülümsedi mi? Onay aldı mı? Yoksa küpleri üst üste koydu ve arkasını dönüp gitti mi? Kapsamlı bir gelişimsel değerlendirmede tüm bunları gözlemlemek gerekmektedir. Ancak bu şekilde bütüncül bir yaklaşım ile doğru sonuca ulaşmak ve çocuklarımızı doğru yönlendirmek mümkün olabilmektedir.
Özel eğitime ihtiyaç duyan bireyin gelişim alanlarından birini veya tümünü içeren, bireyin öncelikli ihtiyaçlarına ve geliştirilebilir eğitsel özelikleri temel alınarak hazırlanmış bireysel eğitim planının, alanda uzman olan eğitimcisi tarafından uygun ortamda bir seans boyunca birebir olarak uyguladığı eğitim türüdür.
Çocuğunuz yaşıtlarından belirgin olarak farklılık/gerilik gösteriyorsa; 6 yaşında ama 3 yaşında gibi davranıyor, yaşıtları örneğin: renkleri öğrenmesine rağmen hala öğrenemedi, 2. Sınıfa gidiyor ama hala okuma-yazmayı öğrenemedi diyorsanız ve benzeri diğer sorunları yaşıyorsanız vakit geçirmeden uzmanlardan değerlendirilmesini isteyiniz.
Otizm doğuştan gelen ve hayatın ilk iki yılı içinde ortaya çıkan bir problemdir. Oluş nedeni halen net olarak bilinememektedir. Ancak bazı araştırmacılar çevreden gelen uyarıcıların işlendiği beyin bölgelerinde fonksiyonel bozukluklar olduğundan üstünde dururken, diğer araştırmacılar da vücuttaki kimyasal maddelerin salgılanışındaki dengesizliklerle ilgili durumları sebep olarak ileri sürmektedirler. Diğer yandan genetik çalışmalar yapan araştırmacılar da problemi bu yönden açıklamaya çalışmaktadırlar. Ancak genel kanı, bu problemin birden çok sebebin bir araya gelmesiyle oluştuğu şeklindedir. Yanlış anne baba tutumundan kaynaklanmadığı bilinmektedir.
Çocuğun normal olarak konuşabilmesine rağmen, ev dışındaki sosyal ortamlarda konuşmaması durumudur. Bunun oluşum nedenleri arasında çocukluk dönemi depresyonu, aşırı titiz ve katı anne-baba tutumları ve ayrılık kaygısı olabilir.
Dünyanın pek çok ülkesinde, otizmi olan bireylerin eğitim ortamları ve eğitim programları, bu bireylerin tam zamanlı olarak eğitim almalarını hedeflemektedir. Türkiye’de buna yönelik çalışmalar olmasına karşın, bu düzenlemeler henüz ihtiyacı karşılayacak nicelikte ve nitelikte değildir. Bu nedenle eğitim ortamları seçilirken, verilen eğitimin sıklığının ve sayısının yanı sıra, alınan eğitimin niteliğinin ve kalitesinin de aile tarafından göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Aileler, birey için düzenlenen eğitim programlarının içeriği, uygulanması ve sürekliliği gibi konularda eğitmenle eşgüdümlü çalışmalı ve kendilerini çocuklarının eğitimi konusunda sürekli yenilemelidirler.
