DUYU BÜTÜNLEME
• Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu • Öğrenme güçlüğü olan çocuklar • Otizm (yaygın gelişimsel bozukluklar) • Serebral Palsi • Gelişim gecikmesi (ince motor bozukluk, kaba motor bozukluk, görsel motor bozukluklar, koordinasyon bozuklukları) • İşitme dil konuşma bozuklukları • Erken doğumdan kaynaklı gelişim gecikmesi • Genetik bozukluklar, kromozomal bozukluklar
Yavaş cevap verme, dikkat süresinde azalma, uygun ton ve hızda konuşamama, sürekli yorgunluk, gürültülü ortamlarda konsantre olamama, kulak kapama, yanlış sese konsantre olup hedefi şaşırma, hafıza güçlükleri, sese tepki vermeme, sesin yönünü bulamama, yiyecek seçme, yiyeceği koklama, parmak ucu yürüme gibi şikayetleriniz varsa başvurabilirsiniz.
Terapi öncesi duyu bütünleme problemleri; duyusal sistemler göz önünde bulunarak duyu işlemleme problemleri ve bu problemlerin günlük yaşam aktivitelerine etkileri değerlendirilir. Terapide ilk olarak çocuğun içsel motivasyonun dengede olması, aktif katılması ve uyaranları tolere edebilir halde olması gerekir. Çocuğun aktif katılması her zaman öğrenmeyi kolaylaştırır. İletişim ve oyun süresince öğrendiği bilgileri günlük yaşam aktivitelerine kolay adapte eder. Duyusal uyaranlar her zaman çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre duyusal stratejiler kullanılarak planlanır ve uygun duyusal diyet seçilir. Her çocuk birbirinden farklı olduğu gibi farklı duyusal özellikler gösterir. Bu yüzden farklı müdahale planları içerir. Tedavinin evde de etkin bir şekilde sürdürülmesi için aileye eğitim verilir ve yine çocuğun duyusal özelliklerine göre ev, okul ve oyun ortamı düzenlemesi yapılır.
ÖZEL EĞİTİM
Öncelikli olarak bir anne-babanın içgüdülerini güvenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çocuğunuzda yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşündüğünüz an, zaman kaybetmeden bir uzmana danışmalısınız. Çocuk doktorunuz ile durumu paylaşın ve bir çocuk psikiyatri ya da çocuk nöroloğundan randevu alın ve sizi yönlendirmelerini bekleyin.
Özellikle büyük şehirlerde yaşarken, çocuklarımıza yeterince doğa ile baş başa olma imkanı tanımakta zorlanıyoruz ne yazık ki. Bu durumda çocuklarımız bazı uyaranlardan ve onların yarattığı tecrübelerden mahrum kalıyorlar. Biz istiyoruz ki, çocuk yumuşacık toprakla hiç kirlenme kaygısı yaşamadan oyunlar oynasın, toprak zeminde bata çıka dengesini korumaya çalışarak yürüsün, koşsun, büyük küçük taşları kaldırsın, toplasın…Her duyusu oyunların içine katılsın, çocuğa daha zengin bir tecrübe yaşatsın. Şöyle düşünün, televizyonda gördüğünüz bir kek mi aklınızda daha çok kalır, kokusunu tadını duyduğunuz bildiğiniz bir kek mi?
Merhabalar, öncelikle çocuğunuzun konuşma dışında geciktiğini düşündüğünüz başka becerileri var mı? Konuşmasa bile sizin söylediğiniz basit yönergeleri anlayabiliyor mu? Konuşmaya dair herhangi bir çabası var mı? Yoksa kendi içinde huzurla oyunlarını oynar gibi mi görünüyor? Konuşma dışında tercih ettiği iletişim yolları var mı? Bu soruları dürüstlükle cevaplamanız oldukça önemli. Çocuğunuzun iletişime dair herhangi bir isteği olmadığını düşünüyorsanız, hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurun ve çocuğunuzun detaylı bir şekilde gelişimsel değerlendirilmesinin yapılmasını isteyin. Eğer çocuğunuz yönergeleri anlamakta ve iletişim kurmak için çabalamaktaysa, çocuğunuza biraz daha zaman tanıyın. Göz hizasına inerek, basit yönergeler ile konuşun, kısa kelimeleri, sesleri, heceleri tekrarlatmaya çalışın. Çalışmalarınızdan sonuç alamadığınızı düşündüğünüzde mutlaka bir uzmana başvurun.
Çocuğunuzun eğitim ihtiyacına değerlendirme seanslarından sonra karar vermek, çok daha uygun olmaktadır. Bu değerlendirme seansları sonrasında, yapılan görüşmede çocuğunuzun gelişimsel profili sizlere detaylıca anlatılmakta ve desteklenmesi gereken alanlar açıklanmaktadır. Eğitim programları bireysel ihtiyaca yönelik olarak hazırlandığından, haftalık düzenlenmesi gereken seans sayısı, bu ihtiyaçlara göre belirlenmektedir. Örneğin; kimi zaman haftada üç seans görüşmeye başladığımız bir çocuğun, gelişim hızına ve aldığı verime bakarak, bir süre sonra seans sayısı haftada ikiye indirilebilmektedir. Seanslar, yine aynı şekilde çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre hazırlanmakta ve program çocuğun öğrenme hızına göre sürdürülmektedir. Bu sebeple, eğitim süresi belirlemek mümkün olmamaktadır.
Merkez olarak, etik değerler çerçevesinde hizmet etmek istemekteyiz. Zeka testi uygulamalarında ya bir doktor ya da bir okul önerisi olmasını önemsemekte; çocuklara, durduk yere zeka testi yapılmasının anlamlı olmadığını düşünmekteyiz. Örneğin, çocuk akademik anlamda ciddi bir çocuk zorluk yaşıyorsa (okul veya doktor tarafından onaylı) ve çocuğa özel bir program hazırlanması planlanıyorsa, test uygulanması faydalı olacaktır. Tam tersi şekilde, çocuğun sınıf ortamından belirgin derecede üstün olduğu düşünülüyor (okul veya doktor tarafından onaylı) ve farklı bir eğitim programına dahil edilmeye çalışılıyor ise de test uygulanması anlamlı olmaktadır.
Aile görüşmelerinde sıklıkla şunu duyuyorum ebeveynlerden: “Neredeyse oyuncak olmayan bir odada, 3 kübü çocuğun önüne koyup, kule yap dediler. Bizimki de yapamadı.” Evet, küpleri üst üste koymak önemli bir beceri; hem el-göz koordinasyonu açısından, hem de sözel açıdan (yönerge alımına bakmak adına). Ancak gelişimsel değerlendirme sadece bundan ibaret değil! Haklı olarak, bu şekilde yapılan bir gözlemden sonra, ailelerin kafası daha çok karışıyor ve profesyonellere karşı bir güven kaybı yaşanıyor. Kapsamlı gelişimsel değerlendirme, hemen öyle 10 dakikada yapılabilen bir şey değil, önce bunu bilmek gerekiyor. Hem ailenin katkısı ile hem de çocuğun becerilerinin oyun içerisinde gözlenmesine göre doğru sonuçlara varılabiliyor. Dolayısıyla, önce bir aile görüşmesinin olması ve bu sırada ailenin çocuğunu anlatması oldukça önemli. Ailenin gözünde, çocuğun güçlü olan yanları, çocuğun desteklenmesi gereken yanlarını öğrenmek değerlendirmenin oldukça can damarı olarak nitelendirilebilir. Daha sonrasında ise çocuk gözlemi yapılmalıdır. Ailenin verdiği bilgiler ışığında, çocuğun sevdiği etkinliklerin üzerinden gidilmesi, başlangıç aşamasında ilişki kurma adına kolaylaştırıcı olacaktır. Çocuk gözlemi sırasında çocuğun gelişimsel açıdan becerilerinin değerlendirileceği gibi, davranışsal ve iletişimsel alanda da değerlendirilmesi gerekmektedir. Yine küp örneğini kullanalım; çocuğumuz 3 kübü üst üste koyup kule yapmış olabilir. Ama bunu yaparken, karşısındakine baktı mı? Gülümsedi mi? Onay aldı mı? Yoksa küpleri üst üste koydu ve arkasını dönüp gitti mi? Kapsamlı bir gelişimsel değerlendirmede tüm bunları gözlemlemek gerekmektedir. Ancak bu şekilde bütüncül bir yaklaşım ile doğru sonuca ulaşmak ve çocuklarımızı doğru yönlendirmek mümkün olabilmektedir.
Özel eğitime ihtiyaç duyan bireyin gelişim alanlarından birini veya tümünü içeren, bireyin öncelikli ihtiyaçlarına ve geliştirilebilir eğitsel özelikleri temel alınarak hazırlanmış bireysel eğitim planının, alanda uzman olan eğitimcisi tarafından uygun ortamda bir seans boyunca birebir olarak uyguladığı eğitim türüdür.
Çocuğunuz yaşıtlarından belirgin olarak farklılık/gerilik gösteriyorsa; 6 yaşında ama 3 yaşında gibi davranıyor, yaşıtları örneğin: renkleri öğrenmesine rağmen hala öğrenemedi, 2. Sınıfa gidiyor ama hala okuma-yazmayı öğrenemedi diyorsanız ve benzeri diğer sorunları yaşıyorsanız vakit geçirmeden uzmanlardan değerlendirilmesini isteyiniz.
Otizm doğuştan gelen ve hayatın ilk iki yılı içinde ortaya çıkan bir problemdir. Oluş nedeni halen net olarak bilinememektedir. Ancak bazı araştırmacılar çevreden gelen uyarıcıların işlendiği beyin bölgelerinde fonksiyonel bozukluklar olduğundan üstünde dururken, diğer araştırmacılar da vücuttaki kimyasal maddelerin salgılanışındaki dengesizliklerle ilgili durumları sebep olarak ileri sürmektedirler. Diğer yandan genetik çalışmalar yapan araştırmacılar da problemi bu yönden açıklamaya çalışmaktadırlar. Ancak genel kanı, bu problemin birden çok sebebin bir araya gelmesiyle oluştuğu şeklindedir. Yanlış anne baba tutumundan kaynaklanmadığı bilinmektedir.
Çocuğun normal olarak konuşabilmesine rağmen, ev dışındaki sosyal ortamlarda konuşmaması durumudur. Bunun oluşum nedenleri arasında çocukluk dönemi depresyonu, aşırı titiz ve katı anne-baba tutumları ve ayrılık kaygısı olabilir.
Dünyanın pek çok ülkesinde, otizmi olan bireylerin eğitim ortamları ve eğitim programları, bu bireylerin tam zamanlı olarak eğitim almalarını hedeflemektedir. Türkiye’de buna yönelik çalışmalar olmasına karşın, bu düzenlemeler henüz ihtiyacı karşılayacak nicelikte ve nitelikte değildir. Bu nedenle eğitim ortamları seçilirken, verilen eğitimin sıklığının ve sayısının yanı sıra, alınan eğitimin niteliğinin ve kalitesinin de aile tarafından göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Aileler, birey için düzenlenen eğitim programlarının içeriği, uygulanması ve sürekliliği gibi konularda eğitmenle eşgüdümlü çalışmalı ve kendilerini çocuklarının eğitimi konusunda sürekli yenilemelidirler.
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK
Psikolojik Danışma en yakın arkadaşınızla sorunlarımı konuşmaktan farklıdır. Psikolojik Danışmanlık size bir arkadaşla konuşmaktan daha fazlasını sunabilir; danışmanınızla paylaştığınız zaman tamamen size aittir ve sizin için önemli olan konuyu konuşmak içindir. Bütün konuşma size adanmıştır. Ve bu bir gizlilik kuralı içinde yapılır. Arkadaşlarınızın ve ailenizin yorumları ve önerileri yanlı ve önyargılı olabilir oysa danışmanlar tarafsızdırlar ve konuya eleştirel yaklaşmazlar, sadece sizi ve içinde bulunduğunuz durumu en iyi şekilde anlamaya çalışırlar. Ayrıca, bir önemli fark daha vardır; danışmanınızı bir sonraki gün derste yanınızda otururken görmeyeceğinizden emin olabilirsiniz!
Bir bireyin psikolojik danışma ve terapi hizmeti alması için ruh sağlığında bozulmalar olması gerekmez. Zinde kalmak için spor yapmak gibi, ruhsal süreçlerini daha iyi anlamak için de destek alınabilir. Kendinizi, yakın çevrenizde olup bitenleri ve diğer insanlarla ilişkilerinizi daha iyi anlamlandırmak için bile destek alabilirsiniz.
Burada geniş bir yelpaze söz konusudur. Bize başvuran danışanlardan hareketle şu örnekleri verebiliriz. Günlük hayatınızı ve eğitim sürecinizi engelleyen tüm sorunlar Depresyonle bağlantılı olabilen yalnızlık Sosyal fobi gibi tanımları olan utangaçlık Özgüven ve girişkenlik konusundaki zorluklar Stres ve kaygıyla baş etme zorlukları Öğrencilerin sınav veya kariyerleriyle ilgili endişeleri Mesleki alanda gelişiminizi tıkayan konular Kronik hale gelen karar verme güçlükleri Uyum zorluğu Yaşamımın gidişatına ilişkin süreklilik arz eden endişeler Travmatik deneyimler Zamanı yönetimine dair süreklilik arz eden sorunlar Etkili iletişim kurma ve duygularınızı rahat ifade etme güçlüğü Partneriniz veya eşinizle yaşadığınız kronik sorunlar Ebevyn olarak çocuklarınızla yaşadığınız iletişim güçlükleri Ve diğer sorunlar
Hayatınızın herhangi bir alanında (yeme, uyku, ders çalışma, odaklanma, ilişkiler, ruh hali, vb.) bir rahatsızlık hisseden herkes psikolojik danışmanlık alabilir. Üniversite öğrencisi olmak streslidir. Zorluklarla baş ederken yardım almak size kendinizi daha iyi hissettirebilir. Psikolojik danışmanlık hizmeti almanız, sizin ne zayıf karakterli olduğunuz ne de güçsüz olduğunuz anlamına gelir. Aksine sorunlarla yüzleşmek zorlayıcı olabilir ve cesaret ister.
Toplamda terapinin kaç seans süreceği size ve uzmanın izleyeceği faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Herkesin sorunu aynı değildir, doğal olarak çözüm süreci de farklılıklar gösterecektir. İlk görüşme sonrasında uzman ve danışan süreç hakkında konuşarak seans süresi ve sıklığını kararlaştırırlar.
Psikolojik danışma süreçlerine dahil olmanız için bir sorununuzun olması ya da doktor tarafından yönlendirilmeniz şart değildir. Psikolojik destek süreci sorunlarınızı ele almanın yanında hayattan pozitif verimi elde edebilmeniz için de faydalı olacaktır.
Randevunuzu iptal etmek istediğiniz zaman danışmanlık merkezine önceden haber vermeniz gerekmektedir. Randevunuzun iptalini isteyerek size ve uzmana uygun bir zamanda yeniden randevu oluşturabilirsiniz. Ayrıca önceden haber vermekle sizden boşalan saat için başka bir kişinin yararlanmasını sağlamış olursunuz.
Hayır. Psikolojik danışman ilaç önermez. Sadece psikiyatrist veya hekim ilaç önerebilir.
